Şeref Beşiktaş’tır.

Babama Beşiktaş’ın şerefinin kim olduğunu sorduğum zamandı. Siyah beyaz atkının boyumdan büyük olduğu ve omuzlarda maç izlemenin keyifini yaşadığım zamanlar…

Babamın bana “Şeref Bey” demesiyle tanıdım onu. Hakkında hiç ansiklopedik bilgi araştırmadım. Ama babam bana onun Beşiktaş’a stad kazandırmak için hayatını nasıl adadığını anlattı. Beşiktaş’ın ilk kaptanı ve ilk teknik direktörü olduğunu anlattı.

Okula başladığımda, resim derslerinde her erkek çocuğu gibi ben de futbol sahası çizdim küçük resim defterime. Her çizdiğimde Şeref Bey Stadı yazısını hep bi’yere sıkıştırdım…

Ve dün, kabri başında ziyaret ettik onu. Beşiktaş’ın yönetim bazında çöküntüde olduğu bir dönemde, Şeref’imizi unutmamak, bizim için Şeref’tir. Bu konuda gerçekten çok duygusalım. Alen abi “söylemek istediğiniz bir şey varsa, bir kaç cümle de olsa söyleyin, dinleyelim.” dediğinde, Şeref’ime geldiğim için konuşamadım. Heyecanlandım. Konuşamamaktan korktum, cümleleri birleşememekten. Kelimeleri yan yana getirememekten…

Ve ben dün and içtim. Şeref’imle oynayıp Hakkı’mla kazanacağıma!




Bu yazıyı paylaşın:
  • Print
  • email
  • PDF
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Twitter
  • Tumblr
  • Technorati
  • Digg
  • LinkedIn
  • Blogplay
  • RSS
  • HelloTxt
  • StumbleUpon
  • Live
  • MySpace
  • Posterous

Bence yorum yazmalısın.

Additional comments powered by BackType