*tortu.org

Bilgi filan.

Bu yazı 10 Tem 2010, tarihinde; Lifestyle kategorisinde yazılmış mesela.

Etiketler

, , ,

Rutin.

Durakta beklemeye başladıktan on dakika sonra gelmişti otobüs. 129T, yıllardan beri kullandığım bir İETT bug’uydu. Zira Kozyatağı’ndan Taksim’e kadar gidiyor ve sadece tek akbil basıyordu. Ve en önemlisi patates kamyonu gibi yolcu taşayabilen bir körüklü otobüstü. İki basamağı çıkıp şöförle karşı karşıya geldim, pasomu önceden hazırlamadığım için cüzdandan çıkarıp bastım. Hayli zaman aldı ve şöför söyleniyordu. İçimden küfür ettim. Bastıktan sonra, hayır şöföre değil akbil makinesine, arkalara doğru yöneldim. Boş koltuk yoktu, körükte bi yere tutundum.

Bu otobüse ne zaman binsem aklıma hep garip garip olaylar geliyordu. Otobüsün körüğü kopsa, arka kısmı ile ön kısmı ayrılsa falan diye. Bir sürü insanın ölebileceğini düşündüm. Boğaz köprüsünün ortasında koptuğu zaman 3 şeritlik yol birbirine girebilir hatta geliş yönünde bile kazalar olabileceğini. Hayır, bir seri katil değilim. Seri katil olmak istemem. O kadar deliyim çünkü. Seri katil olabilmek için, çok fazla akıllı olmam gerekir. Hepsi deli gibi görünen ultra zekalılar çünkü seri katillerin.

İETT yolculukları sırasında çok fazla farklı insanlar görebilirsiniz. Çünkü otobüsler, sokakların tekerlekli hâlidir bana kalırsa. Körüklü bir sokaktayken bunları düşünmem de gayet normal bence. Ortaköy viyadüğüne geldiğimizde çocukluğumu hatırladım. Kaç milyon kez geçtiğimi düşündüm oradan, Yıldız sapağına döndüğümüzde çoktan aklım başka yere kaymıştı. Otobüs tıklım tıklım doluydu. Ve şuan otobüs kontrolden çıksa, dispanserin ordan otoparka uçabilirdik. Bariyerler monopoly kartları kadar inceydi çünkü. Barbaros bulvarına girdiğimizde Stop düğmesine basıp basmamak konusunda kararsız kaldım. Evet çok sıkışıktı ve Beşiktaş’a kadar yürüyebilirdim, hayır sıkışıklığa dayanabilirdim ve o yokuşu aşağı inmeye üşenirim. O sırada o durağı geçtiğimizi gördüm. Bir durak sonra STOP düğmesine bastım. Kulağımda “Atmosphere – Godlovesugly” çalıyordu.

Bunu neden yazdığım hakkında bir fikrim yok. Özlem sanırım. Zira 129T çift akbil olduğundan beri farklı bir otobüs kullanıyorum. Kendisiyle mutluyuz, çünkü çift katlı bir otobüs, tıpkı Londra’da gibi hissettiriyor insana kendini yağmurlu havada.

Bu yazıyı bitirdiğimde sokakta sağnak yağmur yağıyordu.

2 yorum yazılmış.

  1. scostar
    10 Temmuz 2010

    http://tortu.org/rutin.wtf

    Bu yorum Twitter aracılığıyla gönderilmiştir.

  2. hazar
    18 Temmuz 2010

    Nefret etsek de hep ayrı bir yeri var bizde toplu taşımanın .

Bir Cevap Yazın