Ufak bi’ çocuktum.
Omuzlarda maç izlemenin keyifli olduğu,
Damalının boynumdan büyük olduğu yıllar hâni.
Takımda “ufak nihat” var,
Fulya’nın tahtadan tribünleri yine ıslak.
İşte ilk o günlerde gördüm ben bu ağabeyi.
Kimdir, nedir bilmiyorum…
Büyüdüm. Beşiktaş’ın benimle yaşlanmasını izledim.
Tribünde aklım ermeye başlamıştı yıllar geçtikçe.
O ağabeyi hep görmeye devam ettim ben.
Beşiktaş için hayatını feda etmesini gördüm.
Diğerlerini de görmemiş miydim?
Bir çoğunu…
Sonra öğrenmiştim…
Hakan’mış adı o ağabeyin.
Kabataş diyorlarmış, nedendir bilinmez…
Yıllar yılı geçti.
Şimdi 17 yaşındayım.
Aklım eriyor artık.
Ve ben 17 yaşına gelene kadar ben bu ağabeyi hep gördüm.
Dışarıdan soğuk Berlin Duvarı gibi görünüyordu bu ağabey.
Ama içerden…
Ama içerden,
İçerden duvarı yıkmak isteyen genç bir adamdı bu ağabey, iyi kalpli.
Şimdi, hayat ona Berlin Duvarı ördü;
Ta ciğerlerine.
Ama biliyorum. Tıpkı içerden olduğu gibi,
O Berlin Duvarı’nı yıkacak ciğerlerinden.
Özgür olacak…
…
Di mi ağabey?
http://tortu.org/kabatas-hakan-gitme-neolur.wtf
Bu yorum Twitter aracılığıyla gönderilmiştir.