Gönderen scostar | Kategori Beşiktaş, Hayat
Ufak bi’ çocuktum.
Omuzlarda maç izlemenin keyifli olduğu,
Damalının boynumdan büyük olduğu yıllar hâni.
Takımda “ufak nihat” var,
Fulya’nın tahtadan tribünleri yine ıslak.
İşte ilk o günlerde gördüm ben bu ağabeyi.
Kimdir, nedir bilmiyorum…
Büyüdüm. Beşiktaş’ın benimle yaşlanmasını izledim.
Tribünde aklım ermeye başlamıştı yıllar geçtikçe.
O ağabeyi hep görmeye devam ettim ben.
Beşiktaş için hayatını feda etmesini gördüm.
Diğerlerini de görmemiş miydim?
Bir çoğunu…
Sonra öğrenmiştim…
Hakan’mış adı o ağabeyin.
Kabataş diyorlarmış, nedendir bilinmez…
Yıllar yılı geçti.
Şimdi 17 yaşındayım.
Aklım eriyor artık.
Ve ben 17 yaşına gelene kadar ben bu ağabeyi hep gördüm.
Dışarıdan soğuk Berlin Duvarı gibi görünüyordu bu ağabey.
Ama içerden…
Ama içerden,
İçerden duvarı yıkmak isteyen genç bir adamdı bu ağabey, iyi kalpli.
Şimdi, hayat ona Berlin Duvarı ördü;
Ta ciğerlerine.
Ama biliyorum. Tıpkı içerden olduğu gibi,
O Berlin Duvarı’nı yıkacak ciğerlerinden.
Özgür olacak…
…
Di mi ağabey?
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Gönderen scostar | Kategori Metin Belgesi

İnternet’te uygulanan sansürü protesto etmek için 17 Temmuz 2010 Cumartesi günü Taksim Meydanı’nda buluşuyor, temel hak ve özgürlüklerimiz için yürüyoruz.
Sansurekarsiyuruyus.com
Gönderen scostar | Kategori Hayat
Durakta beklemeye başladıktan on dakika sonra gelmişti otobüs. 129T, yıllardan beri kullandığım bir İETT bug’uydu. Zira Kozyatağı’ndan Taksim’e kadar gidiyor ve sadece tek akbil basıyordu. Ve en önemlisi patates kamyonu gibi yolcu taşayabilen bir körüklü otobüstü. İki basamağı çıkıp şöförle karşı karşıya geldim, pasomu önceden hazırlamadığım için cüzdandan çıkarıp bastım. Hayli zaman aldı ve şöför söyleniyordu. İçimden küfür ettim. Bastıktan sonra, hayır şöföre değil akbil makinesine, arkalara doğru yöneldim. Boş koltuk yoktu, körükte bi yere tutundum.
Bu otobüse ne zaman binsem aklıma hep garip garip olaylar geliyordu. Otobüsün körüğü kopsa, arka kısmı ile ön kısmı ayrılsa falan diye. Bir sürü insanın ölebileceğini düşündüm. Boğaz köprüsünün ortasında koptuğu zaman 3 şeritlik yol birbirine girebilir hatta geliş yönünde bile kazalar olabileceğini. Hayır, bir seri katil değilim. Seri katil olmak istemem. O kadar deliyim çünkü. Seri katil olabilmek için, çok fazla akıllı olmam gerekir. Hepsi deli gibi görünen ultra zekalılar çünkü seri katillerin.
İETT yolculukları sırasında çok fazla farklı insanlar görebilirsiniz. Çünkü otobüsler, sokakların tekerlekli hâlidir bana kalırsa. Körüklü bir sokaktayken bunları düşünmem de gayet normal bence. Ortaköy viyadüğüne geldiğimizde çocukluğumu hatırladım. Kaç milyon kez geçtiğimi düşündüm oradan, Yıldız sapağına döndüğümüzde çoktan aklım başka yere kaymıştı. Otobüs tıklım tıklım doluydu. Ve şuan otobüs kontrolden çıksa, dispanserin ordan otoparka uçabilirdik. Bariyerler monopoly kartları kadar inceydi çünkü. Barbaros bulvarına girdiğimizde Stop düğmesine basıp basmamak konusunda kararsız kaldım. Evet çok sıkışıktı ve Beşiktaş’a kadar yürüyebilirdim, hayır sıkışıklığa dayanabilirdim ve o yokuşu aşağı inmeye üşenirim. O sırada o durağı geçtiğimizi gördüm. Bir durak sonra STOP düğmesine bastım. Kulağımda “Atmosphere – Godlovesugly” çalıyordu.
Bunu neden yazdığım hakkında bir fikrim yok. Özlem sanırım. Zira 129T çift akbil olduğundan beri farklı bir otobüs kullanıyorum. Kendisiyle mutluyuz, çünkü çift katlı bir otobüs, tıpkı Londra’da gibi hissettiriyor insana kendini yağmurlu havada.
Bu yazıyı bitirdiğimde sokakta sağnak yağmur yağıyordu.
Gönderen scostar | Kategori Media, Müzik
Bi’ grup bunlar. Gizliliği seven bir grup. Müzik yapıyorlar. Ses telinde Canavar Banavar, Galvaniz Gelbiraz, hem ses teli hem gitar hem klavye hem davul her işi yapabilen Afordinsman, ses teli ve gitar Ben Tek Siz Hepiniz, ses teli ayar çekmen bass Bariton, pes teli hissiyat-ı istesem çalarım Balon Suyladadolar. Evet efendim grup bunlardan oluşuyor ve haklarında bilgi gerçekten çok az. Myspace ve Last.fm üzerinden müzik yapan gruptaki kişilerden -hangisi olduğunu bilmiyorum- bir ya da bir kaç tanesi Yerden Yüksek adlı gruptaki vokalistlermiş.
Bu adamları last.fm sayesinde tanıdım ve deli gibi dinlemeye başladım. Vokalin sesi sakin sakin ışıldıyor. Genç bu arkadaşlar belli. Bülent Ortaçgil rahatlığı da var ama eserlerde. Belli bütün parçalarda stüdyoda makara yapıyorlar. Sözlerde hafif bir dünyayla makara geçme çabası falan. Eheh, neyse lafı daha fazla uzatmayacağım. Büyük ev ablukada myspace sayfası burdan, last.fm sayfası da şurdan.
Grup, last.fm sayfasında sadece bir parçayı agaya beleş hizmetinde yapmış. Diğerlerini sadece dinleyebiliyorsunuz. Fakat ben toplam 4 parçayı indirmeniz için size sunuyorum, keyifli dinlemeler şimdiden. (lan keyifli dinlenecek parçalar zaten hep, kayış koptu kaptan; balık koktu baştan laylaylay)
Gönderen scostar | Kategori Film
Lan onu bunu bırakın Twilight Saga Eclipse filmi çıkmış. Vampirleri mükemmel sevgili kıvamına sokup ilkokul ergenlerinin sevgisini kazanan kitap serisinin yeni bir filmi, hâlâ güneş ışığında parlayan, bu yüzyılda klişe olaraktan hiç hatasız müthiş, peygamber kıvamında karakter yaratan yazarlardan tiksiniyorum. Ayrıca pembe diziye dönüşmesine örnek olaraktan bkz: vampir-insan & kedi-fare aşkı.
Ne yazık ki ortaokul ve bir kısım liseli kızları “Edward Edward” diye dolaşırken görüceğimizi sanıyorum-ki görmeye başladım bile mk, itinayla uzaklaşınız. (:
-Ama Edward bana aşık olcak, biz seviyoruz birbirimizi taam mı ! Cin aliden sonra okuduğum en güzel kitap o! Sihirli anneme de bin basar ayrıca twilighttt! Edwaard aşkım yhaaaa.
+next.
-Ne anlarsın sen filmden!! Zevksiz, kıskanç seni !
+sıradaki, lütfen.
Anamm,evlerden ırak vallahi.